Sınıf Oyunları

Öğretmenlerin, öğrencilerine sınıf içersinde oynatabileceği eğtici ve yararlı oyunların derlemesini  bu yazıda bulabilirsiniz. Oyunların oynanış şekliyle birlikte kazanımları dilekler kısmında belirtilmiştir. Sizlerinde bu oyunlar haricinde katkı yapmak istediğiniz oyunlar olursa yazının en altındaki yorum gönder seçeneği ile diğer ziyaretcilerimizle paylaşabilirsiniz.

 

sınıf oyunlarıŞöyle Böyle Oyunu:

Bir öğrenci, sınıfın ortasına çıkar, elleriyle çeşitli değişik işaretler ya­rar. Başının, vücudunun kısımlarını gösterir ve her yeni hareketinde: Şöyle veya Böyle!..» der. Şöyle derken aynı işareti yapan öğrenciler oyun­dan çıkar. Böyle derken yapan öğrenciler çıkmaz. Hiç birini yapmayanlar da oyundan çıkar. Üç kişi kalıncaya dek oyuna devam edilir.

Dilekler:

  1. Gürültüyü önlemek için, yanlış yapan öğrencilerin kendiliğinden çıkmaları aşılanmalıdır.
  2. Alıştırıldıktan sonra bir öğrencinin yönetmesi, öğretmenin gözcü­lük yapması yararlı olur.

Ne Yaparsın?

Oyunu yöneten, aklından bir şey tutar ve hazır bulunanlara sıray­la: «Ne yaparsın?» diye sorar, sorma bitince aklından tuttuğunu söyler ve verdikleri cevapları sırayla: «Sen ne yapıyordun?» diye teker teker söyletir.

Örneğin: a) Sinemaya gitsen, b) istiklâl Marşı söylenirken, c) Uyku­da, ç) Erik ağacına çıksan… ne yaparsın? gibi sorular düzenlenebilir.

Nesi Var?

Bir ebe seçilir ve sınıftan dışarıya çıkarılır. Öğrencilerle bir eşya tutulur ve ebe, sınıfa çağırılır. Ebe ister karışık, ister sırayla oturan öğrencilere: «Nesi var?..» diye soru sorar. Aldığı yanıtları birleştirerek sınıfça tutulan eşyayı bulmaya çalışır. Üç kez söylediği halde eşyayı bi­lemezse, ceza verilir.

Dilekler:

  1. Öğrencilerin tutulan eşyaya hiç bakmamaları istenmeli.
  2. Ebe, sıraların arasında dolaşırken oturanların fısıldamamaları sağlanmalı.

Bildim Seni!

Bir öğrenci ebe olur, gözleri bağlanır ve öğretmen masasının yanı­na dikilir. Sırada oturan öğrencilerden birisi gidip bunun karşısına di­kilir. Ebe; saçını, başını yoklayarak, sorular sorarak bunu tanımaya ça­lışır. Gelen öğrenci, tanınmamak için konuşurken sesini değiştirir. Ebe, tanıdığına inanınca: «Bildim seni!..» der ve adını söyler. Doğru ise gelen öğrenci ebe olur. Üç kez ebe bilemezse, sınıfça bir ceza verilir.

Dilekler:

  1. Gelen çocuğun tanınmaması için yalancıktan hareketler yapma­sı, değişik ses kullanması istenir.
  2. Oyun, ortaya çıkarılan iki öğrencinin gözleri bağlanarak da oy- natılabilir ve birbirlerini tanımaları istenir.

Bir Dakikalık Hatip

Ebeye bir konu verilir ve bir dakikada bunun hakkında sınıfa bilgi vermesi, tanıtması istenir. En güzel konuşan, anlatan sınıfça seçilir.

Dilekler:

İkinci devre öğrencileriyle oynanırsa daha ilgi çekici olur.

Hemen Cevap Ver

Bir öğrenci ebe olur, öğretmen masasının yanına gelir. Konuşma­dan işaretle sırada oturan öğrencilerden birisini yanına çağırır. İşaret edilen çocuk, sessizce ebenin yanına gider, selâmlaşır ve el sıkışırlar. Ebe çocuğu güldürmek için bazı hareketler yapar, çocuk bunları sessizce tek­rarlar, gülmeden yapabilirse oyunu kazanır, gülerse orada kalır ve ebe olur. Tüm öğrenciler oynadıktan sonra, kazananlar sınıfça saptanır.

Dilekler:

  1. Ortada oyun oynanırken oturanların araya girmeleri, hareketleri önlenmeli.
  2. Her öğrencinin oynaması sağlanmalı.

Taklidini Yapma

Yerinde oturan öğrencilerin tümü, birer hayvan ismi alırlar, bir kere söyleyip aldıkları ismi sınıfa duyururlar. Herkes birbirinin ismi­ni öğrenmiş olur. Ebe seçilen öğrenci, öğretmen masasının yanına gelir ve bir hayvan taklidi yapar, yerine oturur. Taklidi yapılan hayvanı han­gi öğrenci almışsa koşarak ortaya gelir ve o da başka bir hayvan tak­lidi yapar, yerine oturur. Taklide cevap vermeyen veya geç kalan öğ­renci, oyundan çıkarılır, ceza verilir.

Dilekler:

Seçilen hayvanların çevrede beslenenlerden, taklitlerinin tüm öğren­ciler tarafından bilinenlerden olması oyunu daha canlı, istekli yapar.

Düdük Oyunu

Öğrenciler sıralarında otururlar. Arkasında asılı bir düdük bulunan ebe, öğretmen masasının yanında yüzü tahtaya doğru olmak üzere du­rur. Sırada oturan öğrencilerden birine işaret edilince, sessizce gelir ve bu düdüğü bir kez çalar, gene sessizce yerine oturur. Ebe olan çocuk geriye dönerek düdüğü kimin çaldığını söyler. Bilirse o çocuk ebe olur. Üç kezde bilemezse ebeye bir ceza verilir ve başka bir öğrenci ebe olur.

Dilekler:

  1. Düdük yerine ebenin omuzuna, ya da arka tarafta açtırılacak eli­nin içine vurdurulursa, sağlık yönünden daha iyidir.
  2. Ebe, düdük çalanı sınıfta ararken diğer öğrencilerin ona bakma­maları, fısıldamamaları sağlanmalıdır.

Bom—Cız:

Öğrenciler sıralarında otururlar ve birden başlayarak sayı sayarlar. Beş ve beşin katları kimlere isabet ederse o öğrenciler sayı yerine: «Bom!..» derler, Bom diyemeyip yanlışlıkla sayıyı söyleyenler, geç kalanlar oyun- •dan çıkarılır, ceza verilir. Oyun üç kişi kalıncaya dek devam ettirilir. Sınıfın en iyi sayı sayan öğrencileri ayrılır.

  1. Sınıf seviyesine göre sayı değiştirilebilir. Üçler, dörtler vb.
  2. Kümelerde önce kimin saymaya başlayacağı söylenirse, durakla­malar önlenir, oyun hızlanır ve ilgi çeker.
  3. BOM sözcüğü yerine, CIZ da denebilir.

Kurmay Oyunu:

Sınıf öğrencilerine bir sözcük verilir ve bundan yeni sözcükler tü­retmeleri istenir. Kim daha çok sayıda yazabilirse, o veya onun bulun­duğu küme, oyunu kazanır.

Dilekler:

Örneğin: Kapı, a) Kapıcı, b) Kapıda, c) Kapısız… vb.

  1. Sözcük kökü ya da belli bir hece verilerek bununla başlayan söz­cükler yapmaları da istenir.
  2. Yazılan sözcüklerin kontrolüne başlanınca tümünün kalemleri bı­rakmaları sağlanmalı.
  3. B grubunda sözcük kökü verilirse daha iyi olur.

Uçtu Uçtu, Kuş Uçtu:

Bir idareci, sınıfın ortasına çıkar, çabuk çabuk uçan ve uçmayan hayvan adlarını söyler ve her söyleyişinde de sağ elini yukarıya kaldı­rır. Oturan öğrencilerin de aynı hareketi yapmalarını ister. Uçmayan hay­vanın adı söylendiği zaman, kollarını kaldırmamalarını, onları yanıtlamak için, kendisinin kaldıracağını söyler ve oyuna başlar. Uçmayan hayva­nın adını söylediği zaman elini kaldıran öğrenci, yanar ve karışıklığa meydan vermemek için, tahtanın yanma gelir. Üç ya da bir kişi kalın­caya dek oyuna devam edilir.

Dilekler:

Gürültü olmaması için yanlış yapanların kendiliğinden çıkmaları iti­razlara, yersiz tartışmalara yer vermemeleri istenmelidir.

Ah Benim Zavallı Kedim!

Bir öğrenci ebe olur ve ortaya çıkar. Yapılan konuşma ve hareket­lerle gülmeyeceğine, konuşmayacağına güvenen bir öğrenci de ebenin ya­nına gelir. Ebe:

«Ah benim zavallı kedim, ne kadar acıkmış, fare bulamamış!..» vs~ gibi sözler söyler ve bir yandan da yüzünü, sırtım sıvazlar. Öğrenci, bun­lara gülmeden durursa, oyunu kazanır, gülerse ebe olur. Üç öğrenciyi güldüremeyen ebeye sınıfça ceza verilir.

Dilekler:

Ortada konuşulanların anlaşılması için yerinde oturanların konuşma­lara karışmamaları, dinlemeleri sağlanmalıdır.

Aşure Pişirme Oyunu:

Aşurenin içine ne kadar çeşitli yiyecek katılırsa, o kadar iyi olur.. Sınıfta bu oyunu oynamak için her öğrenciye bir yiyecek ismi verilir. Örneğin: Bulgur, nohut, tarçın, karanfil… vs. gibi Öğretmen, oyunu şöy­le başlatır: «Sınıfımızda bu ders aşure pişireceğiz. (Suyu vaaar – pirinci yok)…» der. Pirinç adını alan öğrenci, sözü alır ve «Pirinci vaaaar – kes­tanesi yok.» der ve oyun böylece devam eder. Adını unutanlar, hemen cevap vermeyip, oyunun tadını kaçıranlar, yanlış konuşanlar oyundan çı­karılır. Çıkanların isimlerini söyleyenler de oyundan çıkarılır.

Dilekler:

  1. Tüm öğrencilerin katılmaları sağlanmalı, isim bulunmalı.
  2. Oyunun iyi olması, şaşıranların çok olması için çabuk çabuk ko­nuşmaları sağlanmalıdır.

Zıt Anlamlı Sözcükler Oyunu:

Oyuna başlamadan öğrencilerin oynama sıraları belli edilir.

  1. Her öğrenci, sınıfın duyması için ayağa kalkar ve bir sözcük söyler.
  2. Sıra kendisine gelen öğrenci de kalkar, arkadaşının söylediği söz­cüğün zıt anlamlısını söyler.
  3. Sınıfça dinlenir, bilemezse saptanır. Oyuna devam ettirilmez.
  4. Tüm öğrenciler oynadıktan sonra, yananlara sınıfça ceza verilir.
  5. İstenirse, 2-3 öğrenci kalıncaya kadar oyuna devam edilir ve sı­nıfın birinci, ikinci ve üçüncüleri seçilir.

Zildir Zıp:

Öğrenciler sıralarında otururlar. «Zildir!» dendiği zaman başlar öne eğilir. «Zıp!» dendiği zaman da başlar yukarı kaldırılır. İki sözcükten hangisi önce söylenirse önce onun yapılacağı söylenir. Birkaç kez de sı­nıfça denemesi yapılır. İstenenin aksini yapanlar oyundan çıkarılır, tah­tanın yanma alınır.

Öt Kuşum Öt!

Bir ebe seçilir, ortaya çıkarılır ve gözleri bağlanır. Yanma getirilen bir arkadaşını elleriyle yoklayarak, hayvan taklitleri yaptırarak tanıma­sı istenir. Elleriyle yoklayıp tanıyamazsa: «At gibi kişne, köpek gibi hav­la!..» vb. diye taklit yapmasını ister. Üç kez taklit yaptırdığı halde ta­nıyamazsa öğrenci değiştirilir. Tanırsa, o öğrenci ebe olur. Üç öğrenciyi üst üste tanıyamayan ebeye ceza verilir.

Dilekler:

Kız öğrencinin kızla, erkek öğrencinin erkekle oynamasına çalışıl­malı.

Gözler Kapalı Yazı Yazma Yarışması:

Tahtaya gönüllü iki üç öğrenci kaldırılarak söylenen tümcenin en güzel şekilde yazılması istenir. Gözleri bağlanır ve 2-3 sözcüklü bir tümce söylenir. Sınıfça en güzel ve doğru yazan öğrenci seçilir.

Telsiz Telefon Oyunu:

Sınıf öğrencileri eşit olarak iki üç gruba ayrılırlar (A-B kümeleri bir grup, B-C kümeleri bir grup gibi). Öğretmen, grup başkanlarmı ya­nma çağırır ve kulaklarına bir tümce söyler. Başkanlar yerlerine gidip, yanında oturan arkadaşının kulağına bu tümceyi söyler. Bu şekilde bü­tün grup üyeleri sözü kulaktan kulağa birbirlerine söylerler. Grupların son üyeleri sınıfın ortasına gelir ve kendisine söylenen özü yineler. Han­gisinin söylediği söz öğretmenin söylediği sözün aynısı ise o grup oyunu kazanır.

Dilekler:

.1 Söylerken başkasının duymaması için yan yana oturanlar birbir­lerine söylemeli, bunun için de önceden sayı saydırarak sıraları­nı göstermeli.

2. Kazanan grup, istenirse diğer kazanamayan gruplardan ceza ola­rak fıkra, okul şarkısı, ront, şiir vb. isteyebilir. İlgilerini çeker bu istekler.

Körebe Oyunu:

Araç: Bir top, mendil veya tebeşir.

  1. Sınıf veya bahçenin ortasına bir metre çapında bir daire çizilir..
  2. Dairenin ortasına tebeşir, top, silgi veya herhangi bir şey konur.
  3. Bir öğrenci seçilir, dairenin 10-15 adım ilerisine götürülür, göz­leri bağlanır.
  4. Dairenin ortasına konan eşyayı alması istenir.
  5. Gözleri bağlıyken gidip alabilirse, oyunu kazanır.

Dilekler:

  1. Oyunu zorlaştırmak için —sınıf seviyesine göre— gözler bağlan­dıktan sonra ebe, kolundan tutulup biraz gezdirilir.
  2. Oyun iki takım halinde oynanabilir.
  3. Bahçede oynanırsa daha serbest hareket edilebilir.

Meşhur Adamlar:

Öğrenciler defter ve kalemlerini hazırlar ve öğretmeni beklerler. Öğ­retmen veya oyunu idare eden:

«Hangi harfi söylersem, o harfle başlayan ünlü kişilerin adlarını ya­zacaksınız…» der ve bir harf söyler. Belli bir zaman sonra siyasette, ilim­de, tarihte, fende ün yapmış adamlardan en fazla isim yazan öğrenci, oyu­nu kazanır.

Dilekler:

  1. Konu, sınıf seviyesine göre değişik alınabilinir. İllerimizin yazıl­ması, dağlarımızın yazılması, nehirlerimizin yazılması… vb. iste­nebilir.
  2. Verilen süre bitince mutlaka tümüne kalemler bıraktırılmalı, hat­ta dirsekleri sırada olmak şartıyle havada da tutturulabilir.

Yutturmam Oyunu:

Sınıfın tüm öğrencileri, oturdukları yerde eşlendirilir. Önemle yan yana oturmaları daha iyi olur. Şaşırmayı önler. Eşlerden birisi, oyunu şöyle başlatır:

—     Okuldan eve giderken yolda tozlu bir şeker buldum, (Şeker yeri­ne başka yiyecekler de söylenebilir. Çürük elma, çiklet, simit artığı, ek­mek parçası, pastırma kırığı vb.) evirdim, çevirdim, sildim, süpürdüüüm ve Ali’nin ağzına tıktım!.. Der.

Ali’nin yanında oturan eşi, hemen sözü alır:

—    Yutturmam!., der.

Oyunu idare eden (Konuşma ile oyunu başlatan kişi) sorar:

—    Ya ne yaparsın?

—    Eviririm, çeviririm, Ayşe’nin ağzına tıkarım!., der ve bu kez Ay­şe’nin eşi sözü alır. Bu şekilde devam eder. Eşini şaşıran, korumaya kal­kan, çıkanı söyleyen oyundan çıkarılır.

Dilekler :

Arkadaşını savunması için ayağa kalkan, kendisine: «Ya ne yaparsın?» diye soru sorulduğunda, «Falanın ağzına tıkarım» dediği gibi, soru so­rana da: «Senin ağzına tıkarım!..» diyebilir. O zaman hemen soru sora­nın eşi ayağa kalkar. Oyun böylece devam eder.

Ol Oyunu:

Bütün sınıf birlikte oynar. Önceden belli mesleklere, kişilere ait tak­lidi hareketler belletilir. O isim söylenince tüm öğrenciler aynı şeyi ya­parlar. Örneğin: Öğretmen, «Ol!» deyince kitabını açar, sessiz okuma­ya başlar. «Şoför ol!» deyince direksiyon çevirir gibi yaparlar. «Futbol­cu ol!» deyince topa vurur gibi yaparlar. «Sporcu ol!» deyince kollarını yarım açar, pazılarını sertleştirme taklidi yapar. «Doktor ol!» deyince arkadaşının sırtını dinler… vb.

Dilekler:

Bu oyun, özellikle birinci sınıf öğrencileriyle, ders esnasında ilgile­rini toplamak için sık sık oynanabilir, çeşitlendirilebilir.

Telgraf Yazma Oyunu:

Sınıfça oynanır. Başka memlekette olan birisine telgraf yazılacaktır. Fakat telgrafın her sözcüğünün baş harfi öğretmen tarafından verilir. Kim kısa zamanda ve komik yazarsa, ona bir numara verilir.

Örneğin: «B harfi ile başlayan bir telgraf yazın» dense;

cBeni bugün Bursa’da bekle. Beşimizi birlikte bekleyin…» vs. gibi.

Dilekler:

  1. Sınıf seviyesine göre serbesti vermek için harf sayısı 2-3 tane de verilebilir.
  2. «Baş harflerinde A-P-D olan komik bir telgraf kim önce yaza­cak?» gibi de verilebilir.

Arkadaşınızın Yaşını, Evlerindeki İnsan Sayısını Öğrenmek İster misin?

Arkadaşınıza şöyle deyiniz:

  1. Yaşını iki ile çarp.
  2. Çarpıma 10 ekle.
  3. Bulduğun sayıyı 5 ile çarp.
  4. Aileniz kaç kişi ise onu da son bulduğun çarpıma ekle.
  5. Bulduğun sonuçtan 50 çıkar.

Sonucu bana söyle… deyiniz.

Arkadaşınızın size söylediği sayının en sağındaki (yani birler basa­mağı) rakam, ailesindeki insanların sayılarını gösterir.

Solda kalan rakam veya rakamlar da arkadaşınızın yaşını gösterir.

İğne – İplik Oyunu:

Sınıf iki grup haline konabileceği gibi, kümeler arası da oynanabi­lir. Küme veya gruplardaki öğrenci sayıları eşitlenir. Her kümeye bir dikiş iğnesi ve bir de iplik verilir. Öğrencilere oynama sırasını tanıtmak için birden başlayarak sayı saydırılır veya elle sıra gösterilir. Bir nu­maralı öğrenciler öğretmenin, «Başla!» işaretiyle ipliği iğneye geçirir­ler, iki numaralar gelir ipliği iğneden çıkarırlar, üç numara gelir, ipliği takar ve oyun böylece devam eder. Grupların en son öğrencileri iğne ve ipliği öğretmene getirirler. İlk getiren grup, yarışmayı kazanır. Üç kez oynanırsa, kazanan takım daha iyi belli olur.

Dilekler:

  1. Bu oyun tercihan B grubu öğrencileriyle oynanmalıdır.
  2. İpliği takan veya çıkaranlar belli bir yere gelip, herkesin gözü önünde çalışmalıdır.
  3. Her grubun başına bir başkan konması yararlı olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir